| fWooPeR™ ®© |

Bu Sayfa yOzAnT.Com Tarafından Ekildi, Biçildi ve Hasatlandı

‘AşK’ Kategorisi için Arşiv

SeViŞMeK GeRÇeKTeN 1 Dk Mı..?

Yazan: Poyraz GÖKTEN Haziran 18, 2007

Kardeşim Yusuf Ozan ın bloqunda gezinirken rastladım ilginçmiş … Sizlerle paylaşmak istedim..Makina gecesinden sonra geç kalkılmış bir pazar öğleninde sanal alemin derinliklerine inerken Sabah gazetesinin işime gelen haberlerini okurken bir baktım ki şöyle bir haber başlığı var ‘Sevişmek bir dakika mı?’ hani Türk’ üz ya merak eder ve hemen dalarız konuya ve karşımıza iki doktorun vesikalık fotoğraflarının yanında adları ve tartışmaları yer alır konu şöyle geçer )
Sevmek bir ömür, sevişmek gerçekten bir dakika mı sürer? Bu sorunun yanıtını Jinekolog Dr. Akif Poroy ve Ürolog Dr. Mehmet Kırdar tartıştı.

Dr. Akif Poroy
“Modern tıp seksi zamana endekslemiyor. Seks yaparken kronometre tutulmaz, seks bir kondisyon aracı değildir.”
Seksin süresi önemli mi?
Süreye önem veren toplumların özel teknikleri de var. Taocu sekste amaç en az bir saate yakın doyumu yakalamaktır. Bu teknikleri halen uygulayanlar var ancak modern tıp, seksi zamana endekslemiyor. Çünkü seks bir kondisyon aracı değildir.
En uzun seks en iyi seks midir?
Hayır öyle bir şey yok. Çiftlerin doyumuna bağlıdır. Bazen kısa sürede de doyuma ulaşılabilir. Bu konudaki dünya istatistiklerine göre erkeklerin yüzde 25′i bir dakika ile dört dakika arasında boşalıyor. Yüzde 35′i beş ile 10 dakika içinde boşalıyor. Yani 10 ila 20 dakikada boşalanlar yüzde 10 civarındadır.

Şarkılardaki gibi sevmek bir ömür, sevişmek bir dakika mı sürer?
Cinselliğe bakış açısı çok önemli. Cinsellik erkeğin ihtiyacı, kadının da vazifesi gibi görülürse o zaman seks ne kadar sürerse sürsün bir dakika olur. Zaten çiftler arasında iletişim düzeldikçe cinsel birleşme süresi de giderek uzayacaktır.

Her zaman ön sevişme gerekli mi?
Uyarılmayı sağlayabilmek için ön sevişme, özellikle kadınlar için daha büyük bir ihtiyaçtır. Ön sevişmenin zamanı önemli değildir ama cinsellik iletişime dönüşürse o zaman çiftler için kaçınılmaz olur.

Seksin süresi kadın açısından mı, erkek açısından mı önemli?
Bizim palavracı toplumumuza göre erkeğin performansı ön planda görülür. Kadınlar daha uzun Dr. Mehmet Kırdarsüreli ilişkiden daha fazla zevk alır.

* * *
Dr. Mehmet Kırdar
“Erkek gözüyle seksin süresi önemlidir. Erken boşalma da geç boşalma da tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır.”Seksin süresi önemli mi?
Erkekler için cinselliğin süresi önemlidir. Erkeklerin en önemli problemlerinden biri erken boşalma. Erkek bunu kesinlikle güçsüzlük olarak kabul ederler. Psikolojik tedavi için doktora başvuru nedeni olarak kabul görür.
En uzun seks en iyi seks midir?
Erkeklerin gözünde, uzun süren ilişki her zaman en kaliteli olarak algılanır ancak geç boşalma da aslında ürolojik bir problemdir. Antidepresan kullanımından sonra ya da bazı kanser türlerinin yan etkisi olarak görülebilir. Bazen hiç boşalamama oluşabilir ya da gecikir. Bu durumun da tedavisi gerekir.

Şarkılardaki gibi sevmek bir ömür, sevişmek bir dakika mı sürer?
Şarkıların neyi kastettiğini tam olarak bilmiyorum ama bir dakikalık sevişmenin fiziksel olarak söz konusu olmaması gerekir. Çünkü biraz önce de söylediğim gibi böyle bir şey sürekli yaşanıyorsa erkek açısından tedavisi gereklidir.

Her zaman ön sevişme gerekli mi?
Ön sevişme fiziksel olarak şart değildir ama çiftlere cinsellikten daha fazla haz almalarını sağlamak için tavsiye ederiz. Çiftlerin kendi tercihleridir.

Seksin süresi kadın açısından mı, erkek açısından mı önemli?
Erkekler açısından seksin süresi değil ama skoru önemlidir. Övünç kaynağı olarak erkek toplumunun kabul ettiği mitlerden biridir.

Bir Sabah gazetesi haberidir. Esra TÜZÜN

Yazı kategorisi: AşK | » yorum bırak;

Aşık Olmak!

Yazan: Poyraz GÖKTEN Nisan 24, 2007

Yusuf Ozan‘dan bir yazı daha..!:DBu yazının başlığı nedir bulamadığım için kendimce bir başlık yazdım, yazarı beni affetsin Yazı başlığını bilen varmı?Evinin, seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksin…
Sokağa fırlayacaksın…
Sokaklar da dar gelecek…
Tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi…
Ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü…
Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin…
Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan…
“Önemli olan sağlık.”
“Yasamak güzel.”
“Boş ver, her şey unutulur.”
Sen hiçbirini duymayacaksın…
Gözyaşlarından etrafı göremez hale geleceksin…
Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok
seveceksin…
Hep ondan bahsetmek isteyeceksin…
“Ölüme çare bulundu” ya da “Yarın kıyamet kopacakmış” deseler başını kaldırıp Ne dedin?” diye sormayacaksın…
Yalnız kalmak isteyeceksin…
Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak…
İkisi de yetmeyecek…
Geçmişi düşüneceksin…
Neredeyse dakika dakika…
Ama kötüleri atlayarak…
Onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin…
Gittiğin yerlere gitmek…
Bu sana hiç iyi gelmeyecek…
Ama bile bile yapacaksın…
Biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese, kaçacaksın…
Aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yasamak için direneceksin…
Hayatının geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin….
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin…
Herkesi ona benzetip…
Kimseyi onun yerine koyamayacaksın…
Hiçbir şey oyalamayacak seni…
İlaçlara sığınacaksın…
Birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan.
Sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren…
Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek… Boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin…
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak…
Sabahı iple çekeceksin…
Bazen de “Hiç güneş doğmasa” diyeceksin…
Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler…
Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin…
Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak isteyeceksin
Nafile…
Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek…
Rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin…
Her sıçrayarak uyandığında onun adını söylediğini fark edeceksin…
Telefonun çalmasını bekleyeceksin…
Aramayacağını bile bile…
Her çaldığında yüreğin ağzına gelecek…
Ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla…
Yüreğin burkulacak…
Canın yanacak…
Bir daha sevmemeye yemin edeceksin…
Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden…
Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın…
Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için nefret edeceksin…
Yasadığın şehri terk etmek isteyeceksin…
Onunla hiçbir anının olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek…
Ama bir umut…
Onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu…
Bu umut seni gitmekten alıkoyacak…
Gel gitler içinde yasayacaksın…
Buna yaşamak denirse…
Razı mısın bütün bunlara?
Hazır mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye?
O halde aşık olabilirsin
Can Dündar;

Yazı kategorisi: AşK | » yorum bırak;